Türkiye ve dünyadan son dakika haberler. En son haber burada. Güncel, spor, ekonomi, magazin, politika haberlerini son dakika haberleri takip edin.Haberler, son dakika haberleri, yerel ve dünyadan en güncel gelişmeler, magazin, ekonomi, spor, gündem ve tüm gazete haberleri Türkiye'nin Açılış Sayfası Haber Politik'te,haber, haberler, son dakika, son dakika haber, haber oku, gazete haberleri,gazeteler,haberpolitik,haber politik,haber, haberler, son dakika, son dakika haber, haber oku, gazete haberleri,gazeteler,haber politik

HRAND DİNK’İN ÖLÜMÜNÜN 13. YILI… VE GİZLENEN GERÇEKLER…

Sami Çelik

Sami Çelik

Toprağı bol olsun, Dink’in öldürülmesinin 13. yıldönümü…

Hrant, milli bir vatandaşımızdı.

Milli düşünür, Türkiye’m der…

Türkiye’nin çıkarlarını her yerde savunur…

Ermenistan ile Türkiye arasındaki problemlerin halledilmesini isterdi.

Katiller ordusu ÜST YAPI tarafından hedef olarak özellikle seçilmişti.

Gizlenen gerçeklerin daha iyi anlaşılması için bazı terimlerin ne manaya geldiğini açıklayarak başlayalım…

DARBE:Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

Bu ihanet, genelde komuta kademesinin emir ve komutasında gerçekleşmiştir. 12 Eylül 1980 Darbesi gibi…

CUNTA: Komuta kademesinin onayı olmadan yapılan darbe girişimidir.

27 Mayıs 1960 ve 15 Temmuz 2016 Darbeleri gibi…

MUHTIRA:Askerler tarafından hükümete yapılan ikaz, uyarı.

12 Mart 1971 Muhtırası gibi…

POSTMODERN DARBE: Askerin ülkenin genelinde değil, yerel bazda sokağa çıktığı, hükümeti ve halkı silahla korkuttuğu, darbe-muhtıra arası bir girişim veya Askerin seçtiği siviller kanalıyla ülke yönetimini kışladan idare ettiği dönem.

Bu terim, Türkiye’de ordunun siyasi hükümete yapılacakları ve yapılmayacakları dikte ettirdiği, askerin demokrasinin işleyişine müdahalesini anlatmak için kullanılmaktadır.

28 Şubat 1997 Refahyol Hükümeti’nin yıkılması gibi…

KALKIŞMA: Halkın isyanı, ayaklanması veya kıyamı.
Gezi Eylemleri, Kobani Ayaklanması gibi…

BÜROKRATİK DARBE: Emniyet ve Yargı gibi kimi devlet kurumlarının birlikte hareket ederek, bir kısım gerekçelerle seçilmiş hükümeti ortadan kaldırma girişimi.

17/25 ARALIK 2013 Polis/Yargı Darbe girişimi gibi…
15 Mayıs 2006, Türkiye’nin köklerinde millileştiği ve meyve vermeye başladığı tarih…

Yahudi, İngiliz ve ABD’li Siyonist/Haçlı İttifakı, devleti derinlerde tekrar ele geçirmek için 2006 ve sonrası yıllarında büyük operasyonlar gerçekleştirmişlerdir.

Darbe girişimleri yapmışlardır.

Darbe girişimleri -şer- derin devlet Üst Yapı tarafından planlanırken…

15 Temmuz darbe kalkışmasında olduğu gibi FETÖ de ya doğrudan ya da dolaylı olarak bu darbe girişimlerinde bir faktör olarak hep olmuştur.

Mesela…

17 Mayıs 2006 yılı öncesi FETÖ’nün doğrudan ya da dolaylı olarak kullanıldığı darbe girişimleri vardır…

Örgüt lideri Fetullah Gülen;

12 Mart 1971 muhtırasında -her ne kadar kısa bir süre tutuklansa da-Muhtıraya destek vermiştir.

12 Eylül darbesini desteklemiştir.

O dönemde her ne kadar aranmışsa da Üst Yapı’nın emriyle, dini hizmetler ve dindar insanları etrafında toplama görevi ona verilmiştir.

FETÖ, 28 Şubat postmodern darbesinde, yine kendisine emredildiği şekilde, “Beceremediniz, artık çekilin” diyerek hükümeti istifaya çağırmıştır.

17 Mayıs 2006 sonrası…

Devlet derinlerini temizleyip, milli kimliğine kavuştuktan sonra FETÖ’nün de içerisinde bulunduğu darbe teşebbüsleri…

DANIŞTAY SALDIRISI…

Ve hemen akabinde ülkede ekonomik kriz çıkarttılar…
Ülkede üç haftada devalüasyon oldu.

O tarihte…

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz gizlice Türkiye’ye geldi.

İstanbul’da…

Çengelköy’de Kordon Restoran’da…

Türkiye’deki Siyonist ve Haçlı İttifakı’nın kontrolünde olan iş adamlarıyla bir toplantı yaptı…

-Şer- derin devlet Üst Yapı’ya göbekten bağlı olanlarla…
Ve emirlerinde bulunan bu iş adamlarına emirler verdi.

“Türkiye’den yurt dışına yüksek miktarda para çıkışı yapın”

Türkiye’nin ekonomisini sarsacak bir hamle istedi Paul Wolfowitz…

Ve yaptılar da…

Millileşen ve bağımsızlaşan devletin aldığı tedbir sayesinde bu operasyon da başarılı olamadı.

Ve hemen…

2006 yılı bitip 2007 yılına geldiğimizde…

19 Ocak 2007 tarihinde…

Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink…

Agos gazetesinin önünde 19 Ocak 2007’de silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Ardından

27 Nisan 2007 muhtırası ve 365 krizi…

Örgüt, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Hikmet Çetin’in Cumhurbaşkanı olmasını istemiştir.

Şubat 2008 yılında da bir başka darbe girişimi vardır.

Kuzey Irak’a Güneş Operasyonu yapılarak ordunun darbe yapması engellenmiştir.

18-25 Aralık 2009’da darbe girişimi olmuştur.

Bülent Arınç’ın evinin takip edilmesi ve Kozmik odaya girilmesi darbe sürecidir.

28 Aralık 2011 Uludere katliamı vardır.

7 Şubat 2012 MİT krizi…

27 Mayıs 2013 Gezi olayları…

17-25 Aralık 2013 başarısız Emniyet, Yargı darbe girişimi…

1 Ocak 2014’te Hatay’da, 19 Ocak 2014’te Adana’da “MİT tırları silah taşıyor” denerek Türkiye’yi terörü destekleyen ülkeler sınıfını sokma girişimleri…

13 Mart 2014 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda Suriye konusunda yapılan gizli toplantının yasa dışı dinleme ve kayıt altına alınmasında ve 27 Mart’ta deşifre edilmesi…

6-8 Ekim 2014 Kobani olayları bahanesiyle yapılmak istenilen darbe teşebbüsü…

Ve…

Son denemeleri…

15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan başarısız askeri darbe teşebbüsü…

-Şer- derin devlet Üst Yapı’nın kontrolünde, FETÖ’nün değnekçiliğinde darbeler yapılmak istenmiş, halk sokağa dökülmüştür.

Hatta örneği çok az bilinen Bürokratik Darbe girişimi denenmiştir…

Hrand Dink cinayetinden önce 5 Şubat 2006 tarihinde Trabzon’da rahip Andrea Santoro öldürülmüştü.

Olası darbe teşebbüsü için gizliden gizliye…

Türkiye’de, gayrimüslimlerin hayatları tehlikede izlenimi verilmek istenmişti.

17 Ocak 2007 tarihinde İstanbul Çağlayan Meydanı’nda “Emasya protokolü” çerçevesinde tanklar yürütülecekti…

Ve malum medya tarafından bu parlatılıp manşetlere çekilecekti.
28 Şubat postmodern darbesinde olduğu gibi….

19 Ocak 2007’de Hrand Dink vahşice ve organize bir şekilde katledilmiştir…

Hrand Dink, Türkiye’de yaşayan ve tanımış bir vatandaşımızdı…

Hrand Dink cinayetinden hemen sonra da, daha önceden hazırlanmış pankartlarla halk sokağa dökülecekti…

“Hepimiz Ermeniyiz”…

“Hepimiz Hrand’ız”…

Katil Ogün Samast da hemen arkasından yakalanacak ve medyada da malum fotoğraf ve videolarla servis edilecekti.
Durulmayacaktı…

Saat dahi kaybedilmeden…

Türkiye’nin değişik bölgelerinde tahrikler yapılacak…

Halk sokaklara dökülüp, Türk-Kürt, Türk- Ermeni çatışmaları yaşanacaktı.

Cinayetten on-onbeş saat önce darbe yapılmak istenmiş…

Ancak milli ve bağımsız devletin aldığı istihbarat ve önlemler çerçevesinde bu hain darbe girişimi engellenmişti.

‘Yeni Türkiye’ o günkü şartlarda bu ve benzeri hain darbe girişimlerini halka duyurmadı.

Zira, o tarihlerde FETÖ’nün henüz maskesi düşmemişti.

Fetullah Gülen ve örgütünün pislikleri deşifre olmamıştı.

Bu hain FETÖ ve taraftarlarını milletimiz, hatta hükümetimiz “vatanını seven, dinine hizmet eden, İstiklal Marşı’mızı yurt dışında söyletenler” olarak görüyordu.

Bunlara karşı konuşmalar “Laiklik elden gidiyor, Fundamantalist, Pantürkist vs.” söylemleri dile getirenlerin ekmeğine yağ sürüyordu…

-Şer- derin devletin kuruduğu FETÖ böylece pirim yapıyordu…

O tarihlerde, FETÖ darbe girişiminde bulundu diyenlere “komplocusunuz, iftira atıyorsunuz” gözüyle bakılacaktı…

Dolayısıyla devlet mekanizması 18 Ocak’ı 19’a bağlayan gece darbeyi engellemiş, ancak Hrant Dink’in öldürülmesine engel olamamıştı…

Eğer, gece yapılmak istenen darbe girişimi derinde başarılı olsaydı…

Tekrar derinleri ele geçirme derdine düşen Üst Yapı da…

Emrindeki Ergenekoncu ve FETÖ mensubu askerleri ve polisleri de…

Önce Türkiye’yi yakıp yıkacaklar…

Sonra da birkaç gün önce derinde yaptıkları darbe girişimini aleni hale getirip…

Darbe yapıp, ÜLKEYİ BÖLÜNMEKTEN KURTARMIŞ olacaklardı.

Bu cinayet…

Tek başına FETÖ’nün organize ettiği bir cinayet olarak görünse de…

FETÖ’yü de kontrol eden baronların bir darbe planıydı.
İnşallah, o Üst Yapı bunun hesabını veriyor, verecek…

Mesela…

Gezi olayları…

Halkı sokağa dökme planıydı Gezi de…

Aynı önceki darbe teşebbüsleri gibi…

Baronların sivil ayakları döküldü önce sokaklara…

Medya ve o sivil ayakların teşebbüsleriyle…

Ve terör örgütleri dahil sokağa döküldüler.

Burada istenilen de aynıydı.

O sokağa çıkanlar…

Hükümet ve devlet yanlısı değillerdi.

Hükümet ve devlet yanlısı olanları da sokağa çıkarabilselerdi…

Kan gövdeyi götürecek, olaylar kontrol edilemeyecek, devlet etkisiz kalacak ve…

Kurtarıcı olarak tanklar inecekti sahaya…

Sonra durdular mı?…

Hayır…

FETÖ’nün de bağlı olduğu Üst Yapı, Kobani Eylemlerinde bu sefer de sol elleri olan PKK ve uzantılarını devreye sokmuştu…

Tabii ki polisteki hainler eli ile FETÖ istihbaratı kısmış…

Van ve Hakkari’de olduğu gibi olayların büyümesi için ya yanan ateşi büyütmüşler ya da çevreye bombalar atarak olayların artmasını sağlamışlardı.

Kobani olaylarında aynı plan uygulanmak istenmişti…
Türk- Kürt kavgası çıkarılacak…

Ölenler ve şehit olanlar olacak.

Ülke bölünüyor diye de bu Üst Yapı’nın istediği darbe yapılacak ve elden kaçırdıkları devletin can damarları…

Derinleriyle birlikte kontrol altına alınacaktı.

Tüm bu süreçlerde…

Derinlerdeki büyük savaşlar süresince…

Kontrolü ele alan milli devletimiz, bu süreçleri çok iyi idare edip, istihbarat bilgileri doğrultusunda olayları da görmesi üzerine…

Kobani Olaylarında Yasin Börü’müzü şehit versek de…

Toprağı bol olsun, vatandaşımız Hrand Dink’in öldürülmesine engel olamasak da…

Millileşen, bağımsızlaşan Yeni Türkiye…

Bu büyük ihanetleri engelledi.

O, sokaklara çıkmaya hazırlanan tankları engelledi ve bunu milletine yansıtmadı…

17 – 25 Aralık da aynı senaryoyla gerçekleşecekti.

Biri olmazsa diğeri…

Diğeri olmazsa bir başkası ama…

İstenilen şey ve o hain planları isteyenler hep aynı.

Millileşen devletin elinden devletin kontrolünü tekrar geri almak…

15 Mayıs 2006 sonrasına bakınız…

Hep halk ayaklandırılmak istenmiş…
Çeşitli bahanelerle…

Türk-Kürt, Sünni-Şii türünde mezhep ve ırk kavgaları çıkarılmak istenmiştir.

Derinlerinde tam bağımsız ve millileşen devletimiz…
Yeni Türkiye…

Tüm bu saldırı ve planları bertaraf etmiş…

Yıpranmış gibi gözüken…

Ama…

Gerçek kimliğiyle…

Öz ve öz millileşen ordusuyla neler yapar hale gelmiştir.

Ankara’da, İstanbul’da, Diyarbakır, Urfa, Antep’te patlatılan bombalar neredeyse son bulup…

Daha eyleme geçmeden…

Eylemi planlayan teröristler teker teker yakalanmaya başlanmıştır.

Bu hainler yine yapabilir…

Ancak, biliyorlar ki bundan sonra Ankara patlarsa, Washington patlatmıştır…

O halde Washington patlayacak…

İstanbul patlarsa, Londra, Berlin, Paris…

Dişe diş, göze göz…

Bilin ki…

Bu millileşen devlet bizim devletimizdir.

Derinlerde çok şükür…

Ezip geçmektedir…

Vakti saati geldiğinde de…

Kudüs’e de…

Türk ve İslam bayrağı Di-ke-cek-tir, inşallah…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ