Türkiye ve dünyadan son dakika haberler. En son haber burada. Güncel, spor, ekonomi, magazin, politika haberlerini son dakika haberleri takip edin.Haberler, son dakika haberleri, yerel ve dünyadan en güncel gelişmeler, magazin, ekonomi, spor, gündem ve tüm gazete haberleri Türkiye'nin Açılış Sayfası Haber Politik'te,haber, haberler, son dakika, son dakika haber, haber oku, gazete haberleri,gazeteler,haberpolitik,haber politik,haber, haberler, son dakika, son dakika haber, haber oku, gazete haberleri,gazeteler,haber politik

AKDENİZ VE ORTADOĞU BAĞLAMINDA, ABD’NİN TÜRKİYE STRATEJİSİNİ OKUMAK…

SEDAT ÇETİNKAYA

SEDAT ÇETİNKAYA

Amerika Birleşik Devletleri’nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bünyesindeki işbirlikçilerini kullanarak uyguladığı stratejinin bir ucunu tuttuğumuzda, Türk Deniz Kuvvetleri’nin uzun süre önce hedefe oturtulmuş olduğunu görebilmek mümkündür. Bu tespitten çıkan sonuç ise ; Türk Deniz Kuvvetleri’nin pasifize edilmesinin, ABD’nin stratejik planları için bir başlangıç noktası teşkil ettiği ve önemli bir adım olduğu gerçeğidir. Bunun önemini anlayabilmek için ise Türkiye’nin büyük bir savaş yaşanmaksızın ABD tarafından etkisiz hale getirilebilmesinin koşullarını ortaya koymak gerekmektedir. Bu koşulların ise kabaca ; 

• Türkiye’nin Deniz kuvvetlerinin zayıflatılması ve yok edilmesi,

• Türk Hava Kuvvetlerinin zayıflatılması, gelişmesinin engellenmesi ve etkisiz hale getirilmesi,

• Türkiye’nin Hava Savunma kabiliyetinin gelişmesine izin verilmemesi olarak tanımlanabilmesi mümkündür. 

İşte ABD, Türk Deniz ve Hava Kuvvetleri’nin zayıflatılması için FETÖ//PDY yapılanmasını kullanarak, uzun bir süre donanmamızın ve hava kuvvetlerimizin gelişmesini engellemeye çalıştığı gibi donanma ve hava kuvvetleri personelinin önemli bir bölümünü de çeşitli kumpaslarla etkisiz hale getirmeye ve yerlerine CIA hizmetindeki işbirlikçi ajanlarını getirmeye çalışmıştır. Bu bağlamda unutanlar için ; “Savunma Sanayi Şirketlerimizin önemli projelerinde çalıştığı için öldürülen mühendislerimizi, Ergenekon ve Balyoz davalarında CIA’nın yönlendirmesiyle tutuklanan subaylarımızı, faaliyete geçmesi engellenen ve kabul testleri dahi yıllarca oyalanan askeri mahiyeti haiz projelerimizin durumunu, 15 Temmuz darbe girişimindeki faaliyet alanlarını, ilk ihale tarihinden itibaren Türkiye’nin Hava Savunma Sistemi’ne sahip olmaması için ABD tarafından yürütülen baskıları, Türkiye’nin F 35 Savaş Uçağı Projesine dahil edilerek bu arada Türkiye’nin başka bir hava savunma projesine yönelmemesi için yaşatılan oyalama sürecini hatırlatmak isterim…

Bu çerçevede ABD’nin, Türkiye’nin Deniz Kuvvetlerini ve Hava Kuvvetleri’ni içimizdeki işbirlikçileri de kullanarak, hızlı bir baskınla yok ettikten ve etkili bir Hava Savunma Sistemi’nin bulunmamasından da faydalanarak, her türlü kritik noktayı vurduktan sonra Türkiye’yi etkisiz hale getirmeyi ve kendisini için tehlikeli bir güç olmaktan çıkarmayı planlamış olduğunu söyleyebilmek mümkündür.

Böyle bir neticenin gerçekleşmesi durumunda ise ; Türkiye’nin, “Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama faaliyeti sona erer, Doğu Akdeniz Yunan tezleri doğrultusunda paylaşılır, Kıbrıs Türkleri Rumların insafına terk edilir, boğazlar ABD güçlerinin kontrolü altına girer, Rusya’nın Akdeniz’deki faaliyetleri sınırlanır, Boğazların rejimi ABD arzuları dahilinde tartışmaya açılır, Trakya ve Anadolu yarımadası ABD ve müttefikleri desteğindeki Yunanlı’ların saldırı tehdidine açık hale getirilir, Ege bir Yunan denizi haline getirilir ve Türkiye, Suriye- Irak ve İran topraklarındaki her gelişmeye onay vermek durumunda bırakılır hatta içimizdeki işbirlikçiler kullanılarak gerçekleştirilecek bir darbe çerçevesinde iç savaşa muhatap kılınır ve parçalanmasının önü sonuna kadar açılırdı… 

Ancak sağlamaları çok yönlü olarak yapılan tüm bu planlara rağmen, ABD ve arkasındaki asla görünmeyen siyonist güçler tarafından arzu edilen sonuç gerçekleşmemiştir. Zira Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimini başarısız kıldıktan ve devlet kadrolarındaki FETÖ mensuplarını büyük ölçüde temizledikten sonra savunma sanayi alanında büyük gelişmeler ortaya koymuş , adeta 100 yıllık gecikmenin intikamı alan bir devrimi gerçekleştirmiştir. Bu süreç , ABD’nin Türkiye’ye yönelik faaliyetlerini ve stratejisini bloke edecek mahiyetteki silahların geliştirilmesi ve envantere dahil edilmesi yönünde hızla ilerlerken, Türkiye’nin kendine güvenen söyleminin dozu da devamlı yükselmektedir. 8-10 yıl içinde Türkiye 90 milyonu aşan nüfusu ve bir dünya devi haline gelmiş askeri- ekonomik- siyasi konseptiyle, nükleer güç kullanımı dışında tehdit edilemeyecek bir seviyeye yükselmiş olacaktır. 

Tabii bu gerçek de bize nükleer silah üretme veya edinme hususundaki girişimlere başlamamız gerektiğini hatırlatmalıdır diye düşünmeden de edemiyorum…

Bu makaleyi kaleme almama neden olan husus ise ; bu gerçeklerin bizden daha iyi şekilde farkında olan, Suriye- Irak ve İran’a yönelik tüm faaliyetleri Türkiye tarafından bloke edilen ABD’nin, şimdi ne yapacağıyla ilgilidir… Zira geleceğe yönelik planları açısından, tohum vasfını taşıyan Pyd//Ypg yapılanmasını korumak için kendisini ortaya atan ve Türkiye’yi bir kademe daha yüksek bir tavizle oyalama sürecine sokmayı hedefleyen ABD’nin, revize ettiği stratejik planları çerçevesinde Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden hareket etmeye başladığı ve aşağılık kompleksi içinde boğulan ırkçı beyinsizler sürüsü tarafından yönetilen Kıbrıs Rum Kesimi’ni yönlendirdiği görülmektedir. Zira Kıbrıs Rum Kesimi, Türkiye’nin Münhasır ekonomik bölgesi içine giren 7. parselde arama ve sondaj çalışması için Total ve Eni şirketleriyle masaya oturduğu gibi Exxon Mobil’e ruhsat verdiği 10. parselde ve ayrıca yine Türkiye’nin hakkı bulunan 6. parselde sondaj yapma faaliyetine başlayacağını açıklamış bulunmaktadır. 

Kıbrıslı Rumlar tarafından, ABD desteğinde gerçekleştirilen bu açıklama ile elde edilmek istenen amacın ise ; ABD’nin Avrupa Birliği’ni de sürece dahil edeceği şekilde Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi arasında bir çatışma çıkarmak, tarafların arasına girerek Türkiye üzerindeki etkinliğini arttırmak ve Türkiye’yi, Suriye’de ABD çıkarları aleyhine davranmaktan vazgeçmeye zorlamak için koz elde etmeye çalışmak olarak belirlenebilmesi mümkündür.

Bölgede bulunan doğalgaz’ı, Türkiye’nin içinde bulunmadığı bir doğalgaz boru hattıyla Avrupa’ya taşımak ekonomik olarak mümkün olmadığından ve Mısır’da sıvılaştırılacak doğalgaz’ın Avrupa’da, Türkiye’den ve Rusya’dan gelen doğalgaz fiyatıyla rekabet edebilmesi de gerçekçi olmadığından, bu yönde oluşturulan ittifakların ve hareketlenmelerin, Türkiye’yi kışkırtmaya ve masaya çekmeye yönelik olduğu asla unutulmaması gereken bir gerçekliktir. Bu filmin ise sadece ve sadece İsrail’in çıkarı ve geleceği için çekilmekte olduğu da hiçbir zaman gözden kaçırılmaması gereken bir durumdur. İsrail, Türkiye’yi ABD maşasıyla tutmaya çalışmakta ve aynı zamanda Sayın Erdoğan’ı düşürerek Türkiye ateşini söndürmenin yollarını aramaktadır…  

Bölgede ilan edilmeden yaşanan düşük frekanslı savaş, tarafların karşı karşıya geleceği zamanı geciktirse de sonucu değiştirmeyecek gibi görünmektedir. İran’dan Tunus’a , Azerbaycan’dan Somali’ye, Ege denizinden Keşmir’e kadar olan dünya coğrafyası, bu düşük frekanslı savaştan nasibini almaktadır. İsrail’in geleceği için kurulan ve ABD’nin feda edileceği bu gerilime ilişkin düğüm, küresel bir güç haline gelecek olan Türkiye tarafından Suriye ve Akdeniz coğrafyasında çözülecektir. Eksikliklerimiz ; içimizde daha büyük ve nitelikli bir birliği sağlayacak olan enerji, daha da etkin olacak bir siyasi irade, askeri ve ekonomik yönden var olan eksikliklerimizi giderecek bir altyapının teşekkülüdür. Ancak belirtmek isterim ki düşmanlarımız uyumamaktadır ve bizim hazır olmamızı beklemeyeceklerdir. Bu nedenle nice zorluğu aşarak ayağa kaldırdığımız ve halen birçok saldırıya açık olan kervanı yola çıkarıp, yolda düzmeyi başarmak zorundayız…

Bunun yolu da bugün ABD ve müttefikleriyle açıktan savaşmaya başlamış olsaydık neye ihtiyaç duyardık , ne yapardık ve bu mücadeleden nasıl galip çıkardık sorularını hemen sorup, vereceğimiz cevaba göre kervanı şekillendirmeye derhal başlamaktan geçmektedir…

Şehitlerden elli milyon bekçisi olan,

Aşılmaz bir kayadır bu ebedi Vatan…

14.08.2019 – 18.19

Saygılarımla…

SEDAT ÇETİNKAYA

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ